15. yüzyılda Burdur'da doğmuştur. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde ilim tahsil ettikten sonra Fatih Sultan Mehmed Han döneminde Bursa'da Ahmed Paşa'nın yaptırdığı medresede müderrislik yapmıştır. Hayatının son yıllarını Burdur'da geçirmiş; H.911/M.1505 yılında Burdur'da vefat etmiştir. Bursalı Mehmet Tahir Bey'in Osmanlı Müelliflerinde Burdurlu Şeyh Sinan-ı Rûmî'nin ulemadan ve fuzalâ-i meşâyihten yani şeyhlerin faziletlilerinden bir zât olduğundan, dünya işlerinden vazgeçip Allah'a bağlandığından ve böyle bir ömür sürdüğünden, gayrı matbu "Haşiye-i Şerh-i Akâit, Haşiye-i Şerh-i Miftâh, Haşiye-i Tecvîd, Haşiye-i Mutavvel" isimli dört adet şerh eserinden söz edilmektedir.
Şeyh Sinan Hazretleri ile ilgili anlatılagelen bir menkıbe vardır: Çeşitli memleketlerde ilim tahsil eden ve müderrislik yapan Şeyh Sinan Hazretleri, hayatının son zamanlarında memleketi olan Burdur'a istirahat etmek üzere gelir. Bugün de kendi ismiyle anılan Sinan Mahallesi'nde mütevazı bir eve yerleşir. Tek başına bir hayat yaşayan Şeyh Sinan, kendi ismiyle anılan bir camii yaptırmak ister. Kendi parası ve diğer yardımlarla beraber camiyi yaptırır. Aradan birkaç sene geçmeden bilinmeyen bir sebepten dolayı Şeyh Sinan Hazretleri'nin boynunun vurdurulmasına ferman gelir. Bütün halk, talebe ve sevenlerinin gözyaşları arasında "Çobanönü" denilen yerde (Şeyh Sinan Camii'n önünde) ferman yerine getirilir ve idam edilir. Kafası boynundan koparılan Şeyh Sinan, bir keramet gösterir. Boynu vurulduğu anda yerden kalkar. Vücudundan ayrılan başını, koltuğunun altına kıstırarak yakınında bulunan ve mezarlık olan bir tepeye kadar beş dakika boyunca yol alır. Orada başı koltuğunun altında olduğu halde ruhunu teslim eder. Düştüğü yerde onun kabrini yaparlar. Halk arasında Şeyh Sinan Dede" ismiyle de bilinen Şeyh Sinan-i Rûmî'nin tepe üzerindeki gösterişsiz kabri bir ziyaretgâh olur. Bu olay, günümüzde bir efsane olarak da anlatılmaktadır.
Kaynak: Şevkiye Kazan, “Burdurlu Meşhurlar”, Burdur 2021, Burdur Valiliği, s.313


